İYİ BİR YÖNETİCİ OLMANIN PÜF NOKTALARI

İYİ BİR YÖNETİCİ OLMANIN PÜF NOKTALARI Kişisel gelişim

İnsan kendi gücünün farkına varabilme yeteneğine sahip olmalıdır. Peki, bu yeteneklerin farkına nasıl varabilir? Eğer iyi bir yönetici olmak istiyorsanız önce kendinizi iyi yönetmeniz gerekiyor. Kendinizi yönetebilmeniz içinde kendinizi iyi analiz etmeniz gerekir. 

Kendi analizinizi yapmanın en iyi yollarından bir tanesi ”geri bildirim” analizi yoludur. Bu tekniğe göre insan güçlü veya güçsüz olduğu yönlerini iyi bilmelidir. Nasıl ki; güçlü olduğu yönleri kendine özgüven ile bahsediyor ise, güçsüz yönlerini de aynı özgüvenle kendine anlatabilmelidir. Geri bildirim analizinin uygulanmasında birinci yol eksik yönlerini belirleme ve bu yönde çalışmaktır. İkinci yol, güçlü yönlerini belirlemek ve daha da geliştirmektir. Üçüncü yol ise bu  yolların sonunda kendini geliştirmenin verdiği özgüvenin kendini beğenmişliğe dönüşmemesini sağlamaktır.

Not Etme Yolu 

Geribildirim analizinde yapılmasına karar verilen veya hayata geçirilmesi planlanan bir olgunun kararını verip, kendinize göre süreç içinde ve sonunda hayal ettiğiniz veya beklediğiniz sonucu bir kenara not etme yolu izlenir. Süreç sonunda, sonuç beklediğiniz gibi ise bazı şeyleri doğru yaptığınızın, sonuç tam tersi ise bazı şeyleri eksik yaptığınızın sonucu ortaya çıkar. Bu durumda size nasıl davranmanız gerektiğini geri bildirim analizi aracılığı ile öğretilmiş olur. Kendiniz yönetmek konusunda kendinize bazı sorular sormanızda fayda vardır. 

  • Bir işi yaparken kendi doğal halim performansımı nasıl etkiliyor?
  • Okur mu yoksa dinleyici miyim?
  • Değerlerim neler? Benim değerlerim çalıştığım kurumun değerleri ile örtüşüyor mu?
  • Ahlaki değerler senin için kural mı, yoksa sen içinden gelen bir durum mu?
  • Bulunduğum yere katkım ne olmalı?

Bu saydığımız soruların cevaplarını bulduğunuz an kendinizi yönetmek dolasıyla mükemmel bir yönetici olmak mümkün olur. Kısacası; aynaya baktığında kendi görmek istediğin insanı görebiliyor musun? Ve nereye aitsin.

Maymun Kimin Sırtında?

İyi bir yönetici olma yolunda cevaplanması gerek sorulardan biri ”görev kimin” sorusudur. Burada görev ve sorumluluk maymuna benzetilir. Asıl önemli olan analiz maymun kimin sırtında metaforunu kullanarak tüme gitmektir. Bu bölümde astın ve üstün iş üzerinde birbiriyle olan etkileşim diyaloğu maymunu yani sorumluluğu yeri geldiğinde üzerine almak, yeri geldiğinde paylaşmak, yeri geldiğinde de üzerinden atmayı bilmesi gerektiğinin üzerinde duruluyor. Tabi bu maymuna doğru zamanda doğru kişilerin sırtına atmanın önemi büyüktür. 

Önemli olan maymunun kimin sırtında olduğunu iyi bilmektir. Bazen ast, üstünü kontrol aldığı zamanlar olabilir. Yani çalışan patronun patronu gibi gözükebilir. Burada en önemlisi maymunu sırtında taşıyabileceğin ağırlığa getirmektir. İş ortamında şu üç zamanı iyi belirlemek gerekir. 

  • Patronun koyduğu zaman 
  • Sistemin koyduğu zaman
  • Kendi kendinin koyduğu zaman

Ancak bu üç zamanı iyi bilmek le maymunlardan kurtulmak mümkündür. Maymunlar, burada sorumluluk gibi görünse de aslında tamamen insanlardır. İyi bir yönetici olmak, inisiyatif almaktan geçer. Burada yönetsel inisiyatifin anatomisi adı verilen şeyi bilmek gerekir. 

Bu bölümü özetlemek gerekirse; buradaki maymun benzetmesi hem çalışanların sorumluluklarını hem de çalışanların ta kendisini temsil eder ve bu maymunların bakımı ve beslenmesi şarttır. 

Dayanıklılığın Bileşenleri

Nasıl oluyor da bazı insanlar gerçekten sıkıntı içindeyken bile dik durabiliyorlar ve başarıdan başarıya koşabiliyorlar? Zaten asıl mesele de bu sanırım. Aslında herkes aynı sorunlar ile karşılaşır ve karşılaşmaya da devam edecek. Bu kaçınılmaz bir durum ama nasıl oluyor da bazı kişiler ayakta kalabiliyor ve her şeyin üstesinden gelebiliyor?

Bireysel dayanıklılık bu konu üzerinde durulması gereken asıl konudur. Dayanıklılık öğrenilebilir bir özelliktir. Bazen insanın doğasında olur bazen de inancı gereği dinsel içgüdünün yardımıyla gerçekleşir. Gerçekler ile yüzleşmek olumlu veya olumsuz bizi etkileyen olaylardan bir anlam çıkararak ya da sürekli doğaçlama yaparak dayanıklılık gelişebilir. İyi bir yönetici bireysel dayanıklılıkla yetinmez ve örgütsüz dayanıklılığa da önem verir. Dayanıklılık kötü bir durum karşısında açığa çıkar. Bu kötü durum sizin hayatınız boyunca karşınıza çıkmayabilir. Ancak bu çıkmayacak anlamına gelmez. İlk önce bu gerçekle yüzleşmek gerekir. Gerçekler karşısında ayakta durmanın tek yolu budur. Gerçekliği görme yeteneği geliştikten sonra, insan anlam arayışına girmelidir. Olayları doğru anlamdırmanın yolu ise güçlü değer yargılarına sahip olmaktan geçer. Örgütsel dayanıklılıkta da yine değerler ön plandadır. Ancak burada değerler farklılık gösterir. Burada örgütün şirket değerlerini benimsemesi gerekir.

Dayanıklılığın son halkası, elde olanlar ile en iyi sonucu almak yani yaratıcı olmaktır. Bu konuda brikolajcılar gibi elde ne varsa onunla bir şeyler yaratmak gerekir. Birçok dayanıklı insan zor durumlardan çıkabilme becerisini tesadüflere dayandırır. Şanslı olduklarını düşünürler. Belki de bu düşünce doğru olabilir. Her ne olursa olsun sonucu hiç bir zaman tam bilemeyeceği için iyi bir yönetici dayanıklı olmak zorundadır. 

ZAMANI DEĞİL ENERJİNİZİ YÖNETİN

Bir işe fazla zaman ayırmakla daha fazla verim alınacağına inanmak doğru değildir. Daha fazla enerji harcayarak yine fazla verim almayı beklemek de doğru değildir. İşte tam da bu noktada yönetmemiz gereken zaman mı, yoksa enerjiniz mi? Bu sorunun cevabını bilmeniz gerekmektedir.

Sizin 10 saatte yaptığınız işi 3 saatte yapabilenler çıkabilir. Bu gerçeği unutmamak gerekir. İstediğiniz kadar zamanınız olsun, enerjin yoksa zaman anlamını yitirir. Unutmayın zaman her zaman vardır. Zaman yoksa hayat bitmiş demektir. Zaten o zaman enerjiye de gerek kalmaz. O halde enerjimizi yönetmemiz gerekir. Uzun saatler çalışmak yerine fiziksel, duygusal, ruhsal ve zihinsel enerjimizi nasıl yöneteceğimizi bilmek gerekir. İnsanların da yakıt almaya ihtiyacı vardır. Bu bir nevi yenilenmektir. Şirketler daha çok toplantı yapmak yerine örgütsel aktivitelere de yer vermelidir.

Şirketler sadece çalışanlarının spor salonu üyeliklerine maddi dersek verse, yukarıda sayılan tüm enerji guruplarına destek vermiş olabilir. Bu sadece küçük bir örnektir. Başarının önüne geçecek en büyük kriz, enerji ile zihniyetin doğru oranda çalışmamasıdır. Başka bir deyişle yönetilmemesidir.

Makaleyi değerlendir
Bugunbildim.com
Yorum ekle